Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

26 yaşındayım tam 10 yıldır birçok cafe ve restorant da çalıştım. Ama çoğunlukla cafe konseptli mekanlarda çalışmaya özen gösterdim. Çünkü bu konseptin daha eğlenceli ve daha keyifli olduğunu düşünüyorum,daha çok insan tanıyıp, daha çok insanla bilgi alışverişi yapma şansınız oluyor. Yaptığım işten hep zevk alarak çalışmaya çalışırım.Eğlenmeyi ve gezmeyi çok seviyorum. Mortivasyonumu hep en yüksek seviyede tutmaya çalışan, yerinde duramayan hiperaktif bir insanım.

THC de ne zaman çalışmaya başladınız? Şirket kariyer gelişiminiz nasıl oldu biraz bahseder misiniz lütfen?

2005 Temmuz ayında The House Cafe Ortaköy şubemizde işe başladım sadece 4 ay çalışabildim çünkü "Her Türk asker doğar" dediler ve bende peki demekten başka bir şey diyemeden 15 ay gibi kısa bir süre:) askerliğimi yapmak için işten ayrılmak zorunda kaldım. 05.04.2007 tarihinde tekrar The House Cafe'ye geri döndüm...Ama bu kez Caddebostan şubemizde Servis Elemanı olarak işe başladım. Caddebostan şubemizde çok güzel bir yaz sezonu geçirdikten sonra Eylül ayında İstinyepark şubemize Supervisor olarak terfi ettim. Bu arada şirketimizin kurumsallaşma süreci zaten başlamıştı ve gerçekten büyümeye başlamıştık. Sonrasında da 29 Aralık 2007 de Teşvikiye Corner şubemizi açtık ve bende Şube Müdürü olarak bu şubemizde çalışmaya başladım. Bu süreçte çalışma arkadaşlarımın, özellikle de Yücel Gürel'in desteğini her zaman fazlasıyla da hissetmişimdir. Hava şartları yüzünden çok soğuk ama sonrasında çok sıcak açılışlardı. Belki çok yorulduk ama sonrasında cafenin heryerini görebildiğiniz bir yerden içeri bakıp içerideki yoğunluğu izlemek gerçekten çok keyifliydi. Geçtiğimiz Nisan ayında da Bebek şubemize Şube Müdürü olarak transfer oldum ve hala orada çalışmaya devam ediyorum......Bakalım bir sonraki yolculuk nereye :)

THC'de Şube Yöneticisi olarak çalışmanın zor ve keyifli anlarından biraz bahseder misiniz?

Zor bir tarafı olduğunu düşünmüyorum bu benim işim ve ben bu işi seçtim. Her işin kendine göre mutlaka zorlukları var ama ben keyif almaya çalışıyorum. Zoru, kolay ve keyifli hale getirerek işime konsantre oluyorum. Ama mutlaka bir zor yanı var diyosanız bence pazar sabahı kahvaltıları...Özel bi gün herşeyin dört dörtlük olmasını istemek misafirlerin en doğal hakkı.Bizim işimizde onlara en iyisini sunmak ama bir gerçek varki Pazar sabahı tersinden kalkmış birçok insan olabiliyor ,üstüne üstlük açlar, çocuk durmuyor ve devamlı ağlıyor. Zor birgün ama yapacak en iyi şey en iyisini yapmak...

THC'de unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?

Unutamadığım bir olay değil bir gün var. İstinyepark'ın açılış günü ... Bir dolu olay ...Yücel Bey'le otaparkta kaybolduk birbirimize seslenerek; "Sesime gel sesime" nağralarıyla buluştuk...Geceyi sabaha bağlayan saatlerde ise Teknik Servis çalışanımız Mustafa Bey'i sandalye üzerinde elinde kablolarla uyuyakalmış haliyle seyrettik. Açılış günü bir misafirimizle Pınar'ın birbirilerine sarılıp ağlamalarına şahit olduk, kocaman bir alışveriş merkezinin açılış gününde tek aktif cafe olma gururunu yaşadıktan sonra, gün sonunda yorgunluktan olsa gerek çıkışı bulamayıp (halbuki 4 gecedir orada yatıp kalkmıştık, heryeri biliyorduk ) alışveriş merkezinin güvenlik çalışanları yardımıyla bulup gitmek..heralde unutulacak gibi değil.

Bu sektörde kariyer hedefleyen arkadaşlara ne tavsiye edersiniz?

Kalıcı omak için çaba harcamalılar,sabırlı olmalılar,çabuk pes etmemeliler ve en önemlisi güler yüz :) ve pozitif enerji